Çocuk-ergen psikolojisi

ÇOCUK-ERGEN PSİKOLOJİSİ

  Çocukluk dönemi; fiziksel ve zihinsel gelişim sonucu sosyalleşmenin arttığı, oyun oynama; çevreyle yakın ilişkiler geliştirme özelliklerinin kazanıldığı dönemdir. Çocukluk dönemi sonrası birey ergen olmaya adım atar. Ergenlik dönemi pek çok açıdan sorunlu dönem olarak görülse de kişiye hayatı boyunca eşlik edecek zihinsel gelişim bu dönemde tamamlanır.

  Bilişsel gelişimin tamamlanması olarak da ifade edebileceğimiz ergenin dünyası yalnızca bireyin kendisini etkilemekle kalmaz; genel olarak dünyasına giren her şeyin algılanma biçimi üzerinde etkilidir. Örneğin akranları, ailesi, öğretmenleri, uzak yakın çevresini de kapsar. Çocukluktaki somut işlemler dönemi, ergenlikte soyut işlemler dönemini geliştirmek üzere değişir. Çocuklukta olayları olduğu gibi görme, olayların öncesi ve sonrasını değerlendirememe, aralarında nedensel bir ilişki ve bağ kuramama durumu yaşanır. Oysa ergenlikte somut düşünmeden soyut düşünmeye geçilir ve bu dönemde; olaylar arasında bağ kurma, olasılıkları hesaplama, nedensel ilişkileri görme, hipotetik varsayımsal kurgular yapma, verilerden hareket etme, karşılaştırma yapma gibi beceriler edinilir.

  Problem ile karşılaşıldığında; rastlantısal deneme-yanılma yoluyla değil bu dönemde kazanılmış olan üst düzey bilişsel beceriler yardımıyla çözüm bulunmaya çalışılır.

 

 ÇOCUKLARIN PSİKOLOJİLERİNİ ETKİLEYEN DURUMLAR;

  Arkadaşları ile yaşamış oldukları problemler, evdeki ilgisizlik veya çok fazla ilgi, çocuğunuza çok vakit ayıramamak ve bunu hediyelerle telafi etmeye çalışmak vb. gibi birçok durum çocukların psikolojilerini etkileyebilmektedir.

  Psikolojisi bozuk çocuğun belirtileri ise her zamankinden daha çok içe kapanık olma, yalnızlaşma, kimseyle konuşmak istememe veya bunların tam tersi olarak fazla hırçınlık gösterme, çok aksi ve sinirli olma durumu, arkadaşları ile sürekli bir kavga halinde olma durumu olarak sayılabilmektedir. Ayrıca uykusuzluk yaşaması, yemek yiyememesi, anneye karşı fazla düşkünlük, geceleri dişlerini gıcırdatması, kekeme durumu yaşamaya başlaması, korkularının ve kaygılarının artması da belirtiler arasında sayılabilmektedir.

 

  Ergenlik Dönemi; çocukluk ile yetişkinlik arasında bir geçiş dönemi olarak tanımlanan , fizyolojik, psikolojik, sosyal alanlarda büyüme ve olgunlaşmayla ilgili en yoğun değişimleri içeren yaşam dönemlerinden biridir. Ergen bireyin yaşadığı değişimlere uyum sağlarken aynı zamanda gerçekleştirmesi gereken bazı gelişim evreleri de bulunmaktadır. Böylece bunların başarıyla tamamlanmasıyla kendine ait özel bir kimlik kazanarak yetişkinlik dönemine geçebilir. Ergenlik dönemi 15-25 yaş dilimleri arasında yaşanan bir süreçtir; kızlarda ortalama 10-12, erkeklerde 12-14 yaşları arasında başlar. Bu dönemde kazanılması gereken en önemli yeti, bireyin ailesinden duygusal olarak bağımsız olması, ayrışıp bireyselleşebilmesi, kendi seçimlerini kendisi yapabilecek hale gelerek bağımsızlığını kazanabilmelidir. Ergenlik döneminde birey artık ne çocuktur ne de yetişkindir. Ben kimim sorusuna cevap aramaktadır, bu sebeple de kendisine en uygun olan kimliği edinebilmek için birçok kimlik ve rolü dener. Bu dönemde kimlik arayışı sırasında farklı kişiliklerle özdeşim kurmaya yönelme sıkça görülür. Ergen, ailesinin değerlerinden uzaklaşarak kendi değerlerini ve yaşam felsefesini oluşturmaya çalışır. Artık ergen birey için aile ve onun önceliğinden ziyade arkadaşlar ve gruplar öncelik kazanır. Ergenin bedeninde olduğu kadar duygularında ve isteklerinde de hızlı değişimler görülür. Bu süreçte ergenin istekleri ile ailenin tutumları ve toplumun değerleri ve beklentileri de çatışabilir. Kimlik karmaşasının ağır ve bunalımlı olması durumunda ergen olumsuz kimlik denemelerinde de bulunabilir; onun için hiçbir şey olmamaya karşın kötü bir şey olmak da söz konusu olabilir. Bu gibi durumlarda uyum bozuklukları, aşırı uçlara sapmalar, depresif duygudurum, panik bozukluk ve yetersizlik gözlenebilir.

   ERGENLİK DÖNEMİNDE KARŞILAŞILAN SORUNLAR

   Ergenlik döneminde bağımsızlığa duyulan ihtiyaç artışından ve cinsel uyanıştan kaynaklanan bireysel ve toplumsal uyum sürecinde problemler yaşanması olası bir dönemdir. Ancak bu dönemde yaşanan problemler şiddetli, süreklilik kazanmış ve ergenin başarılı bir kimlik oluşturmasına engel olacak nitelikte ise bu noktada davranış bozukluklarından söz edilebilir. Ergen birey hem yaşadığı değişikliklere uyum sağlamaya çalışmakta hem de yeni ilgilere yönelmekte, toplumun değer yargıları ve ailesinin tutumu arasında bir sorgulama sürecinden geçmekte ve bulduğu cevaplara göre kendi bağımsız kimliğini oluşturma çabasındadır. Ergenin bağımsızlık isteği ve kendi kararlarını alıp, bu kararların sonuçlarını kabul etme isteği, bir ucu saldırganlığa, diğer ucu bağımlı bir kişilik yapısına kadar gidebilen bir dağılım gösterebilmektedir. Saldırganlık, karşıt olmak ve yalan söylemek gibi kabul edilemeyen davranışlar devamlılık kazandığında, bu durum geçici bir ergenlik dönemi krizi değil, daha kalıcı bir yapılanma kazanmış demektir. Ergenlik dönemindeki davranış bozuklukları kendini en belirgin şekilde okul ortamında uyum problemleriyle göstermektedir;dersleri ve okulu asma, okuldan kaçma, kuralları çiğneme, eşyalara ve diğerlerine zarar verme, kavga çıkarma, öğretmenlerine ve okul yönetimine karşı çıkma, disiplin suçları işleme gibi durumları tekrarlama. Özelliklede ebeveynlerin aşırı derecede otoriter bir tutum içerisinde olmaları ya da aksi yönde çok ilgisiz ve ihmalkâr tutumları bu uyum sorunlarını madde kullanımı, kaygı, depresyon ya da fobi gibi ruhsal problemler, öğrenme güçlükleri,dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, suça yönelik davranışlar, evden kaçma ve intihar gibi sorunlara kadar ulaşabilmektedir. Bu dönemdeki davranışsal problemler erken fark edilip gerekli önlemler alınmazsa yetişkinlik döneminde kişilik bozukluğu olarak ortaya çıkabilmektedir.